ŞEHİT cenazeleri yine ikişer-üçer gelmeye başladı. Bir ayda 18 yiğidimizi daha toprağa verdik. Her şehit cenazesi, tepki seline dönüşüyor.
Diyarbakır Lice ilçesi kırsalında teröristlerce şehit edilen Piyade Teğmen Ahmet Altunoğlu’nun cenazesine Samsun’da 30 bin kişinin katılması...
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız’ın, Şırnak’taki silahlı saldırıda şehit olan Jandarma Kıdemli Yüzbaşı Levent Çetinkaya’nın Kayseri’deki cenaze törende beden eğitimi öğretmeninin yumruklu saldırısına uğraması...
Adana’nın Kozan İlçesi’nde şehit uzman çavuş Metin Can’ın cenaze törenine katılan Ak Parti Mersin Milletvekili Kürşad Tüzmen’in yuhalanması ve bindiği araca tekme atılması...
Atılan sloganlar da zehir zemberek:
“Hükümet istifa” “Açılımınız bu mu?” “Asker hapiste, PKK Meclis’te” Başlıbaşına mesaj değil mi bunlar? AKP, kendisine nasıl bir mesaj verilmek istendiğinin farkında mı?
* Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, geçen yıl, “tarihi fırsat”tan söz ediyor, “Güzel şeyler olacak” diyordu. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ise, “Analar ağlamasın” sloganıyla yola çıkmış ve “Kürt açılımı” ya da “Demokratik açılım” başlatmıştı.
Ellerinde sanki sihirli değnek vardı ve bir dokunuşla -26 yıldır canımızı yakan ve yakmaya devam eden- bölücü terörü bitireceklerdi.
Kim istemezdi ki...
Sayın Başbakan, “Herkes elini taşın altına koysun” çağrıları yapıyordu.
Herkes elini taşın altına koymaya hazırdı, ama elini nasıl bir taşın altına koyacağını bilmiyordu.
Çünkü bir türlü içi doldurulamayan bir “açılım”dan söz ediliyordu. Bölücülere taviz mi verilecekti? Bölücü terör örgütüyle masaya mı oturulacaktı? Belli değildi.
BDP’liler ise, “Abdullah Öcalan muhatap alınsın” diye bastırıyorlardı.
* Habur görüntüleri kırılma noktası oldu. Kandil’den ve Mahmur Kampı’ndan gelen PKK’lılar, terörist kıyafetleriyle şov yaptılar.
Seyyar mahkeme ayaklarına götürüldü. Bugünün BDP, o günün DTP’lileri, zafer çığlıkları atmaya, bölücü ayaklanmanın provalarını yapmaya başlamışlardı.
İğrenç Habur görüntülerine halkın yoğun tepki göstermesi, hükümetin aklını başına getirdi. “Kürt açılımı” ya da “Demokratik açılım”, Alevi açılımı ve Roman açılımı gibi açılımlarla sulandırıldı. Ve bu açılımların hiçbirinden somut bir sonuç alınamadı.
Bilmeyenler de, terörün ne demek olduğunu ve açılımlarla önlenemeyeceğini öğrenmiş oldular. Cumhurbaşkanı Gül, artık “tarihi fırsat”tan söz etmiyor, “Güzel şeyler olacak” yerine, “Terörle mücadelemiz kararlılıkla devam” edecek diyor. Tekrar başa döndük.
Yani, bizim dediğimize:
“PKK silah bırakıp teslim oluncaya kadar mücadeleye devam...”
Başka yol yok.
TERCÜMAN GAZETESİ / SIRRI YÜKSEL CEBECİ
GönderenYOLCU, Çarşamba, 12 May 2010 17:34, Yorumlar(0)